Kars’ta ne yedik?

Kars’a gitmek kışa yakışır dedik ve şubatın 23’ünde yola çıktık. Uçakla başlayan Kars yolculuğumuz Doğu ekspresiyle son buldu. Gittik gezdik gördük. Yediğin içtiğin senin olsun da gördüklerini anlat derler ya bu sefer öyle yapmayıp sadece yediklerimizi anlatalım dedik.

    Kars’ta ilk gün hanımeli ev yemeklerine gittik. Çok naif ve özgün bir mekan olan bu mekanda açılışı Erişte Aşı’ yla yaptık. İçerisinde yeşil mercimek, erişte, ısırgan otu ve yöreye özgü evelik otu olan bir çorba çeşidi. Evelik otu aromatik bir tat vermiş ve bu tat biraz ıspanağı anımsatıyor. Kars’ın soğuk kış günlerine yakışır ve lezzetli bir çorbaydı. Keza içilmesi şiddetle tavsiye edilir, içimiz ısındı! Ardından yine bu bölgenin yerel bir tadı olan Piti(Bozbaş) yedik. Bu yemek çömlekte kuzu eti, nohut, safran ve tabanına koyulan lavaş ekmeği ile yeniliyor. Çömlekte çıkmış sıcacık et ve nohut lavaş ekmeğinin üzerine dökülüyor. Ben hiç bu kadar kokusuz bir kuzu eti yemedim. Sebebini sorduğumda içine koydukları safrandan kaynaklı olduğunu bildirdiler. Yumuşacık et, nohut ve safranın bu muazzam uyumu gerçekten Kars’ta en beğendiğim tat olarak hafızamda kaldı.

Piti(Bozbaş)

Kars’a giderken uçakta çok sevgili ve saygı duyduğum bir insan olan Muammer Bey’le tanıştık. Biz tüm bunları tadarken Muammer Bey aradı ve Ölçülü Köyü’ne köy yemeği yemeğe davet etti. Büyük bir mutlulukla kabul ettik ve yola koyulduk. Yaklaşık bir yarım saat yol gittikten sonra köye vardık. Burada ilk önce köy ekmeği lavaş tereyağ ve çecil peyniri geldi. Sobanın üzerinde ısınan ekmeğe, ev yapımı tereyağ sürdük ve içine çecil peynirini koyarak başlangıcı yaptık. Çok güzel sıcacık bir başlangıca tabi ki çay eşlik etti. Ardından ayran aşı çorbası geldi. Köy kayığıyla yapılmış, köy nanesi eritilmiş bu tat tam da özlediğimiz çocukluk anlarımızı hatırlattı. Tüm bunları öncesinde yemek yemiş olmamıza rağmen evet yedik 🙂 ve dahası da var. Heyecanla beklediğimiz o an sonunda geldi. Tandırda kaz eti, altına bulgur pilavıyla geldi. Böyle bir tat nasıl anlatılır bilmem. Şehir merkezinde genelde çiftlik kazları kullandıklarını, doğal kendi hallerinde yetişen kazı bulmanın zor olduğundan bahsettiler. Ve bu kazların kendilerinin yetiştirdiklerini. Ondan mıdır bilmem tandırda kaz evi yüzümüzdeki tebessümü daha da arttırdı. Kaz evi, kırmızı ete yakın bir doku ve tada sahip. Alttaki bulgur pilavı, tereyağ ile yapılmış. Kazın yağı da üstüne süzülünce lezzetler bütünlenmiş. Sofrada başkaca ayran ve  yine kendi yaptıkları karışık turşuda vardı. Her şey yenildi soba yanında çaylarımız içilirken umaç geldi. Umaç Kars’a özgü bir un helvası. Yalnız bunu diğer un helvalarından ayıran içerisinde unu tane tane bırakmaları. Bu taneler yerken hafif dişe geliyor.  Kim bilir belki de cevizli olarak yaptığımız un helvasını böyle yaparak, yalancı cevizli un helvası düşünülmüştür. Umaç çok beni karşılayan bir tat olmadı. Az şekerli ve un helvasına göre suyu daha az doygun. Ezme kıvamında değil daha ziyade leblebi kurabiyesi gibi. Bütünlüğü bir çatal aldığınızda bozuluyor ve ufalanıyor.

Kaz eti

Akşam dönüş yolunda ertesi gün Çıldır Gölü için planlar yapıldı ve otelimize döndük. Sabah 9.30 gibi Ani için yola çıktık. Ani’yi 2 saat gezdikten sonra Çıldır Gölü’ne doğru yola koyulduk.1 saat yolun ardından Çıldır Gölü kenarında Yunus’un Yeri ‘nde sarı sazan balığı yedik. Bu balık Çıldır’da tutulan ve buraya özgür bir balık çeşidi. Bol yağda kızartılıp getirilen balık tadı itibariyle iyi. Ancak bu kadar yağlı olması balığın tadının önüne geçmiş ve bazen yağı yediğinizi hissediyorsunuz. Balığın yanında çoban salatası ve tahin helvası geliyor. Helva hazır olduğu için bunla ilgili pek fazla denilecek bir şey yok. Sadece oralara kadar gelmiş olan insanlara en azından kendi yaptıkları helvayı deyse Umaç gibi geleneksel helvalarını tattırmalarını beklerdim. Salata ise domates biber ve salatalıktan oluşuyor. İçerisinde hiç zeytinyağı hatta herhangi bir yağ tadı alamadım. Limon ve tuzla tat vermeye çalıştık ama pek istenilen tada ulaşmadı. Bu haliyle Çıldır Gölü’ nde balık yemek pek cezbedici gelemedi. Biz tadına bakmak için iki kişi bir tane balık siparişi verdik. Bence balık konusunda benim gibi yerken zorlanıyorsanız böyle yapmak mantıklı olacaktır.

    Kars gezimiz sabah 8’de tren yolculuğu ile sona erdi. Doğu Ekspresi Lokantası hazır ve fast food tarzı koruyuculu ürünler barındırıyor. (Uzun yolculukta ürünleri muhafaza etmek için belki de zorunda olduklarındandır) Lokanta daha ziyade öyle sıcak çorba için hazır çorbaya razı olmanız gereken bir büfe gibi. Biz bu aşamada yanımıza bolca yolluk ve sandviç aldığımızdan lokantayı sıcak bir çay içmek için v.s. kullandık.

    Kars ile ilgili genel olarak güzel anılarla döndük. İnsanları, şehri, mimarisi ve kültürüyle sanki bir doğu şehrinde değil de batıda küçük bir şehirdeymişiz gibi hissettirdi. Rus mimarisini görmek, kaz etini yemek ve hala tadı damağımda Piti(Bozbaş) yemek için bile gidilir. İlkbaharda da yaylaları pek güzel olurmuş biz birde ilkbaharda gidelim diyoruz sizin de aklınızda olsun.

Afiyetle.

Kars yemekleri



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir